Doktorunuza sorun

SOSYAL FOBİ

Dr. Cengiz ERDEN 2011

Soyal fobi, bireyin başkaları tarafından eleştirileceği, onların yanında rezil olacağı ya da utanç duyacağı durumlara düşeceği kaygısıyla sosyal ortamlara girmekten çekinme, kişilerarası iletişim kurma konusunda korku duymasıdır. Günlük yaşamımızda topluluk önünde konuşma, amir ya da patronun karşısında hesap verme ya da bir açıklama yapma, yeni insanlarla tanışma gibi kişinin eleştirileceğini tahmin ettiği ortamlarda hemen herkes belirli derecede kaygı duyar. Ben bu kaygıyı beynimizin tehlike algısı olarak yorumlamaktayım. Buradaki tehlikeyi rezil olma, utanma, sosyal statüyü kaybetme olarak tanımlayabiliriz.

Bu kaygının derecesi kişide kaçınma davranışına sebep olmuyarsa, iş ve sosyal yaşamını olumsuz etkilemiyorsa bunu normal insan davranışı olarak sayabiliriz. Bu özelliklerin egemen olduğu bireyler kendi içlerinde bir parça kaygı yaşasalar bile toplum içinde “beyefendi, kibar, hanımefendi” insanlar olarak tanınırlar. Bu kaygı kişinin iş, aile ve sosyal yaşamını olumsuz etkilemeye başlarsa, ve toplumsal faaliyetlerden kaçınmaya başlamışsa buna hastalık demekteyiz.

Başkalarının önünde konuşma, yemek yeme ya da yazı yazma, genel tuvaletleri kullanma, görüşmelere ve her türlü toplantıya katılma, yeni insanlarla tanışma sık görülen sosyal fobilerdir. Hastalar fobik durumla karşılaştıklarında yoğun bir kaygı (anksiyete) yaşarlar, bu esnada kaygının bedensel belirtileri dediğimiz çarpıntı, nefes almada güçlük, ellerde titreme, yüz kızarması, ağız kuruluğu, kaslarda gerginlik, kafada basınç hissi, başağrısı görülebilir, Bu belirtiler yoğunlaştığında hastada panik atak gelişebilir.

Bu hastalar ayrıca toplumsal durumlarda yaşadıkları anksiyeteyi diğer insanların anlayacağından ve gülünç duruma düşeceklerinden korkarlar.

En sık görülen sosyal fobik durumlar şunlardır:

  • Birisiyle tanıştırılma
  • Konum olarak kendisinden daha yukarıda bulunan kişilerle karşılaşma
  • Telefon etme
  • Konuk kabul etme
  • Birşeyler yaparken başkaları tarafından izlenme
  • Şaka yapılması
  • Lokantada yemek yeme
  • Başkalarının önünde yazı yazma
  • Toplum önünde konuşma.
  • Alışveriş yapma

Sosyal fobiklerin kendini ve toplumu algılamasında önemli bilişsel hatalar vardır. Kısaca özetlersek;

  1. Sosyal fobikler sosyal ilişkiler yönünden kendilerini değersiz ve olumsuz, diğer insanları da olduğundan daha olumlu algılama eğilimindedirler. Örneğin; “bakın ben herşeyi nasıl berbat ediyorum.” ya da “benden ne köy olur ne de kasaba.” “Bak adam bu işi ne güzel başardı” gibi düşünceleri vardır.

  2. Sosyal fobikler sosyal durumları abartılı algılarlar. Sıradan bir tanışma ya da sıradan bir düğün onlar için çok önemlidir.

  3. Sosyal fobiklerin zihinlerinde sosyal durumların mevcut olmadığı durumlarda bile muhtemel sosyal durumlarla aşırı uğraşı vardır.

Kendileri için oldukça seçicidirler, kendi lehine olan hoş ya da olumlu durumları görmezden gelirler, ancak kendileri için yetersiz, doyumsuz toplumsal olaylar anımsar ve uzun süre üzerinde dururlar.

  1. Kendileri için gerçek dışı performans beklentisi ve katı bir mükemmelliyetçilik içindedirler.

5. Sosyal ilişkilerde olumlu durumlarda kendileri dışında neden ararlar, hayal kırıklığı yaratan olumsuz durumların nedenlerini de kendilerinde ararlar.

 

DSM-IV’e Göre Sosyal Fobi Tanı Kriterleri: Tanımadık insanlarla karşılaştığı ya da başkalarının gözünün üzerinde olabileceği, bir ya da birden fazla toplumsal ya da bir eylemi gerçekleştirdiği durumdan, belirgin ve sürekli bir korku duyma: kişi küçük duruma düşeceği ya da utanç duyacağı bir biçimde davranacağından korkar (ya da anksiyete belirtileri gösterir). Not: Çocuklarda, tanıdık kişilerle yaşına uygun toplumsal ilişkilere girebilme becerisi olmalı ve anksiyete, sadece erişkinlerle olan etkileşimlerinde değil, yaşıtlarıyla karşılaştığı ortamlarda da ortaya çıkmalıdır.

A. Korkulan sosyal durumla karşılaşma, hemen her zaman anksiyete yaratır ki, bu anksiyete, duruma bağlı olarak, panik atak biçimini alabilir. Not: Çocuklarda anksiyete, ağlama, huysuzluk gösterme, donakalma ya da yabancı insanların olduğu toplumsal durumlardan uzak durma olarak görülebilir.

B. Kişi, korkusunun aşırı ya da anlamsız olduğunun ayırdındadır. Not: Çocuklarda bu özellik olmayabilir.

C. Korkulan sosyal ortamlardan ya da performans gerektiren durumlardan kaçınılır ya da bu durumlara aşırı anksiyete ile katlanılır.

D. Kaçınma, anksiyöz beklenti ya da korkulan sosyal ortamlarda ya da performans gerektiren durumlarda yaşanan sıkıntı, kişinin günlük, mesleki ya da sosyal aktivitelerini ya da ilişkilerini etkiler ya da fobiyle ilgili yoğun sıkıntıları vardır.

E. 18 yaşından küçüklerde, süre en az 6 aydır.

F. Korku ya da kaçınma davranışı, bir maddenin ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir ve başka bir mental bozukluk (agorafobiyle birlikte ya da agorafobi olmadan panik bozukluğu, beden dismorfik bozukluğu, yaygın gelişimsel bozukluk ya da şizoid kişilik bozukluğu gibi) ile daha iyi açıklanamaz.

G. Genel tıbbi bir durum ya da mental bozukluğun olduğu durumlarda, A ölçütündeki korku bununla ilişkili değildir. Örneğin: korku, kekemelik, parkinson hastalığındaki titreme ya da anoreksiya nervoza ya da bulimia nervozadaki yemek yeme davranışıyla ilişkili değildir.

Yaygın tip: Sosyal ortamların çoğunda korku duyma(örneğin, konuşmayı başlatma ve sürdürme, küçük topluluklara katılma, karşı cinsle çıkma, üstleriyle konuşma, partilere gitme).

Ayrıcı Tanı

Panik Bozukluk, Agorafobi, Şizoid Kişilik Bozukluğu, Çekingen Kişilik Bozukluğu, Depresyon, Dismorfofobi den ayırırıcı tanısının yapılması gerekir.

Görülme Sıklığı; Toplumda %2-3 oranında görülür, ancak tedaviye başvuru oranı çok daha düşüktür.

Daha çok 13-19 yaşlarında başlar. Sosyal fobi başladıktan sonra genellikle başka bir psikiyatrik bozukluk da eklenmektedir. En sık major depresyon, agorafobi, panik bozukluğu ve alkol ve madde kötüye kullanımı sosyal fobiyle birlikte bulunmaktadır. Sosyal fobinin erken tedavisi birlikte ortaya çıkan diğer psikiyatrik hastalıkların önlenmesi bakımından önemlidir.

Tedavi

Sosyal fobinin tedavisinde hem psikoterapi hem de farmakoterapi uygulanır. En iyi sonuç ilaç tedavisi ile birlikte uygulanan bilişsel-davranışçı terapi ile elde edilmektedir.

Sosyal fobi bu kadar sık görülmesine karşın sosyal fobiklerin bu durumu doğal kabul ettikleri için ya da utangaçlıkları nedeniyle tedaviye başvurmamaktadırlar. Bu nedenle pek çok sosyal fobik hasta yaşamını önemli derecede kısıtlayan bu hastalıkla birlikte yaşamaya devam etmektedir. Sıklıkla bu hastalığa bağlı gelişen okul ve iş başarısızlığı, karşı cinsten biriyle birlikte olamama, depresyon, intihar girişimleri sonucu psikiyatriste başvurmaktadırlar.

Bu sayfayı paylaşın