Doktorunuza sorun

PSİKİYATRİK SEMİYOLOJİ

Doç. Dr. Cengiz ERDEN

SEMİYOLOJİ

Psikiyatrik hastalıkların iyi anlaşılabilmesi için ruhsal işlevlerin iyi bilinmesi ve iyi değerlendirilmesi gerekir. Bu bölümde ruhsal işlevlerin kısaca tanımı ve değerlendirilmesinden bahsederek belirti ve bulguların hangi hastalıklarda özellik kazandığı anlatılacaktır.

Hastaya yalnızca ruhsal muayene ile tanı koymak yetersiz bazan da yanlış olabilmektedir. Ruhsal muayene ile birlikte mutlaka tam bir fizik muayene ve gerekli laboratuvar tetkikler yapılmalıdır. Örneğin; hiperaktif, konuşması artmış, persekütif sanrıları olan ve irritabl mizaç gösteren bir hasta manik atakta olarak değerlendirilip antipsikotik ilaç başlanabilir. Dikkatli bir fizik muayene ile pupil genişlemesi, taşikardi, hipertansiyon, ve idrarda amfetamin metabolitlerinin bulunması, hastada amfetamin zehirlenmesine ikincil olarak gelişen bir organik mizaç bozukluğunun olduğunu gösterecektir. Endokrin işlev bozuklukları ve kafa içi lezyonlar başta olmak üzere pekçok fiziksel hastalıkta ve çeşitli ilaçlarla değişik ruhsal bozuklukların ortaya çıktığı unutulmamalıdır. Bir hastanın ruhsal muayenesinde aşağıda belirtilen işlevler değerlendirilir.

I. Genel görünüm

II. Sensoryum ve Bilişsel işlevler

a. Bilinç

b. Yönelim

c. Dikkat

d. Algı

e. Bellek

III. Emosyon

IV. Düşünce

V. Psikomotor Davranış

VI. Zeka

VII. Uyku

VIII. Yeme

IX. Cinsel İşlevler

I. GENEL GÖRÜNÜM

Hastanın postürü, giyinişi, yaşında görünüp görünmediği, çevresine ilgisi, konuşması, ses tonu, göze çarpan davranış özellikleri, psikomotor aktivitesi incelenir.

Ruhsal bozukluğa neden olabilecek görünür fiziksel anomali ve hastalıkların olup olmadığına bakılır. Sıklıkla yapılan bir yanlış uygulama da hastanın genel görünümü ile kesin tanı koymaya çalışmaktır. Hastanın genel görünümü bize hastalık hakkında önemli bilgiler verecektir ancak tanı koyduramaz.

A. Görünür Fiziksel Hastalıklar : Hastanın ruhsal bozukluğuna neden olabilecek ya da etkili olabilecek fiziksel hastalıklar ve bunlara ait bulgular araştırılır (Örnek; Akromegali, Down sendromu, Wilson Hastalığı, Ürtiker, Hipo ve hipertiroidi v.b.)

B. Geliş Tarzı : Hastanın hekime ya da sağlık kurumuna geliş tarzı önem arzeder. Hastanın kendi isteği ile, yakınlarının zorlaması ile ya da polis gücü ile gelişini bilmek hastalığın tanısında ve özellikle hastaya yaklaşımımızın nasıl olması gerektiği konusunda bize yol gösterecektir. Psikotik hastalar sıklıkla kendi istekleri olmadan hastaneye getirilirken, nevrotik hastalar ise kendi istekleri ile ve sık olarak hastaneye başvururlar.

C. Giyinişine özeni : Hatsnın bakımsız, kılık kıyafetine özensiz olması ya da tuhaf giysiler içinde olması şizofrenik bozukluk ve ağır demansta sık görülür.

Aşırı canlı, parlak renkli giysiler bir manik atağı düşündürür. Depresyonda bir hastanın ise kendine bakımı genellikle azalmıştır.

Yüzde kızarıklık, deride hipervazkülarizasyon olması alkolizm, deride enjeksiyon izleri ve abseler madde kullanım bozukluğu, ya da hastanın kültürel gelişimi hakkında bilgi verebilir.

D. Mimik ve Jestleri: Ruhsal bozukluklar hakkında önemli ipuçları verebilir. Mimik ve jestlerin o andaki duygu ve düşüncelerine uygun olması gerekir. Bazı şizofrenik hastalarda grimas (* ), ekomimi (Mimik ve jestlerin taklit edilmesi) görülebilir. Depresyonlu hastalarda mimik ve jestler elem ve keder ifade eder. Ağır depresyonlarda kaşlar arasında cilt omega harfini andırdığından eskiden beri omega melankolika adı verilmiştir. Anksiyete bozukluğu olan hastaların yüz ifadesi gerginlik, korku ve endişe ifade eder tarzdadır.

E. Konuşma ve Ses Tonu: Konuşmanın yavaş, hızlı, heyecanlı, akıcı ya da blokajlı, monoton olup olmadığı araştırılır. Kekemelik gibi özgül konuşma bozukluklarına bakılır. Ekolali, verbigerasyon(verbal stereotipi), yandan cevap, ayrıntıcılık, gibi şizofrek bozukluk belirtileri araştırılır. Kelime haznesi, şivesi not edilir. Dezartikülasyon, afazi varsa ayrıntılı nörolojik muayene yapılmalıdır.

F. Sosyabilitesi ( Muayene edene karşı tutumu) : Hasta muayene edene karşı kızgın, savunucu, ilgisiz, kuşkulu, aşırı dikkatli, beklentili olabilir bunlar not edilmelidir.

Paranoid özellikler gösteren hastalar genellikle savunucu,kuşkulu bir tutum içindedirler. Düşmanlıklarını hekime de yansıtabilirler ve bazan hekimin de düşmanları ile birlikte kendisine komplo kurduğunu düşünüp, buna göre davranabilirler. Bazı şizofrenik hastalar özellikle hastalığın başlangıç döneminde çok hassas ve alıngan olurlar. Manik atak sırasında hastalarda bir sınır tanımazlık göze çarpar. Antisosyal kişilik bozukluğu olan hastalar istirahat, rapor, ilaç v.b. beklentileri olabileceğinden genellikle abartılı bir saygı ve nezaket gösterebilirler. Tüm bu nedenlerle hastalar iyi değerlendirilmeli, hasta hekim ilişkisinde daima ölçülü olunmalıdır.

SENSORYUM VE BİLİŞSEL İŞLEVLER :

(Sensoryum ; bilinçlilikle eş anlamlıdır. Özgül algılama yeteneği, bunun beyinde santral korelasyonu ve integrasyonunu ifade eder. Sensoryumun açık olması için zamana, yere ve kişiye yönelimin ve belleğin normal olması gerekir.) (Bilişsel ‘kognitif’; kelime olarak kavrama, yargılama, bellek ve çözümleme süreçlerini ifade eder).

1. Bilinç : Kişinin kendisinden ve çevresinden haberdar olma durumu, uyanıklık derecesidir. Hastanın bilinç düzeyi tam uyanıklık ile koma arasında biryerde olabilir.Hastada bilinç bozukluğu varsa bunun derecesi belirlenmelidir. Bilinç düzeyini tanımlayan çeşitli terimler vardır ve bu terimler çoğu kez belirgin değildir. Bu nedenle hastanın kendiliğinden ya da değişik uyaranlar karşısında verdiği motor ve sözel cevaplar değerlendirilir. Örneğin Glasgow Koma Şeması’ında; göz, motor ve sözel yanıtlar puanlandırılarak bilinç düzeyi tanımlanabilir.

Bilinç bozukluklarını tanımlamak için bugüne kadar çok çeşitli terimler kullanılmış olup bunlardan en sık kullanılanlar şunlardır:

Konfüzyon : Uygun bir düşünce ve eylem düzenliliği sağlayamama halidir. Konfüzyonun nörolojik karşılığı dikkatsizliktir. Konfüzyon, kortikal ve /veya asendan retiküler aktive edici sistem işlev bozukluklarında görülebilir.

TABLO: GLASGOW KOMA ÖLÇÜMÜ

Koma puanı

Gözleri açma (G)

spontan

4

konuşma ile

3

ağrılı uyaranla

2

yanıt yok

1

Motor yanıt (M)

Söyleneni yapıyor

5

Ağrıyı lokalize ediyor

4

Ağrılı uyarana

fleksiyon yanıtı

3

Ağrılı uyarana

ekstensiyon yanıtı

2

Yanıt yok

1

Sözel yanıt (S)

Uygun

5

Konfüze

4

Uygunsuz kelimeler

3

Anlaşılmaz sesler

2

Yanıt yok

1

Toplam Koma Puanı =

G+M+S (3-14)

Stupor : Ağrılı uyaranla tam olmayan uyanıklılık halinin görülmesi ile karakterizedir. Sözlü emirlere olan yanıt bütünlük göstermez ve belirsizdir. Sözlü yanıt görülmez, motor yanıtlar da genellikle korunma hareketleri şeklindedir.

Uyuklama : Sürekli uykuya eğilimli olma halidir.

Yüzeyel Koma : Ağrılı uyaranlara basit ve organize olmayan motor yanıtlarla belirlidir.

Derin Koma : En ağrılı uyaranlara bile yanıt olmaması ile belirlidir.

Bunların dışında letarji, samnolans (anormal uyku hali), bilinç sislenmesi (genellikle algı bozuklukları ile birlikte, tam olmayan bilinç kaybı, alacakaranlık durumu (twilight state*) ( bilincin hallüsinasyonlarla bozulması halidir). Bilinç bozukluğu olan bir hastada mutlaka tam bir fizik ve nörolojik muayene yapılmalıdır. Bilinç bozukluğu olan bir hasta ile karşılaşıldığında;

I. Birincil beyin hastalığı ya da lezyonuna neden olabilecek a) travma, b) damar hastalıkları, c) enfeksiyonlar, d) neoplazmlar, e) epilepsi

II. Sistemik hastalıklar a) metabolik ensefalopatiler, b) hipoksik ensefalopati, c) intoksikasyon, d) fizik etkenler, e) eksiklik durumları (ör; Wernicke ensefalopatisi) araştırılmalıdır.

Histerik nörozların dissosiyatif tipinde görülen psikojenik yanıt vermeme durumu nörolojik muayenenin normal olması ile gerçek bilinç bozukluğundan ayırd edilir. Hasta gözleri açılmak istendiğinde direnç göstermesi, eli yukarı kaldırılıp serbest bırakıldığında bilinçli motor yanıt alınması, glabella reflleksinin normal olması bilinç bozukluğunu dışlayacak pratik muayene bulgularıdır.

II. YÖNELİM (ORYANTASYON) : Kişi yer ve zamanın realite düzeyinde farkına varılması ve ayırd edilmesidir. Organik ruhsal bozukluklar da sık görülür. (Demans, deliryum, organik hallüsinozis, organik delüzyonel bozukluk vb..) . Öncelikle zamana, sonra yere yönelim bozulur. Kişiye yönelimin bozulması ancak çok ağır organik ruhsal bozukluklarda olur.

III. DİKKAT : Bir konu ya da nesneye zihinsel süreçleri odaklaştırabilme ve bunu sürdürebilme yeteneğidir. Psikiyatrik muayenede dikkat, spontan ve volenter olmak üzere iki kıısımda incelenir.

Spontan dikkat: Bir çaba harcamadan ortaya konulan dikkat, volenter dikkat : istemli olarak ortaya konulan dikkat). Spontan dikkati ölçmek için hastanın gözünü kapatarak odada bulunan eşaları sayması istenir. Manik hastalarda spontan dikkat artarken, organik ruhsal bozukluklar, depresyon ve anksiyetede azalır. Kronik şizofrenik hastalarda dış dünyaya ilgisizlikten dolayı spontan dikkat azalmıştır. Volenter dikkat Organik ruhsal bozukluklar, şizofreni, mani ve yoğun anksiyete durumlarında azalır. Nörotik durumlarda görülen bir çeşit dikkat bozukluğu ise seçici dikkatsizlik olarak değerlendirilmelidir, özellikle anksiyete doğuracak konu ve nesnelere karşı gelişmiş bir dikkatsizlik halidir.

IV. ALGILAMA : Dış ve iç uyaranların farkına varılmasıdır. Diğer bir tanımı ile fiziksel uyaranların beş duyu ile alınıp, bellek işlevi ile birlikte tanınması işlemidir.

Algı bozukluklarını a. Organik ruhsal bozukluklarda görülen algı bozuklukları. b. Konversiyon bozukluğu ve dissosiyatif bozukluklarda görülen algı bozuklukları, c. hallüsinasyonlar, d. illüzyonlar başlıkları altında toplayabiliriz.

a. Organik ruhsal bozukluklarda görülen algı bozuklukları:

1. Anosognozi : Hastalığın inkarı. Daha çok hemiplejik hastalarda görülür. Hasta felçli tarafını sağlam olduğu şeklinde algılamaktadır, özellikle sağ hemisfer lezyonlarında görülür.

2. Ototopagnozi : Bedenin bir parçasının inkarıdır. Beden imgesinde bir bozukluk vardır. Parietal lob lezyonlarında görülür.

3. Vizüel agnozi(Görsel agnozi): Görülen nesne ve kişileri tanımada yetersizlik vardır. Oksipital korteks lezyonlarında görülür.

4. Astereognozi (Dokunma agnozisi) : Duyu bozukluğu olmadığı halde dokunarak cisimleri tanıyamama halidir. Superior parietal lobül lezyonlarında görülür.

5. Prosopagnozi : Yüzleri tanımada yetersizlik vardır. Lezyon yeri tartışmalı olmakla birlikte genellikle vizüel assosiyasyon korteksi lezyonları sorumlu tutulmaktadır.

b. Konversiyon bozukluğu ve dissosiyatif bozukluklarda görülen algı bozuklukları

1. Histerik anestezi : Hasta sinir yollarının dağılımına uymayan anestezik bölgeler tanımlar.

2. Makropsi ve Mikropsi : Nesnelerin olduğundan büyük algılanması makropsi, küçük görünmesi ise mikropsi olarak adlandırılır. Konversiyon bozukluğu, dissosiyatif bozukluk yanında organik ruhsal bozukluklarda da görülebilir.

3. Depersonalizasyon : Ruhsal ve bedensel olarak kişinin kendisine yabancılaşma ve farklılaşma hissidir. Histeri, şizofreni ve sınır kişilik bozukluğunda görülür.

4. Derealizasyon : Çevrenin gerçek dışı, yabancılaşmış olarak algılanmasıdır. Genellikle depersonalizasyonla birlikte görülür.

c. Hallüsinasyon: Gerçek bir obje olmadan varmış gibi algılanmasıdır. Gerçeği değerlendirme yetisinin bozulması ile birlikte olması bir psikoz belirtisidir. En sık görülen hallüsinasyonlar şunlardır.

1. Beş duyu organına ait hallüsinasyonlar: Görsel, işitsel, koku, tat alma, dokunma hallüsinasyonlarıdır. Şizofrenik bozuklukta genellikle işitsel hallüsinasyonlar görülür, ender olarak görsel hallüsinasyonlar olabilir. İşitsel hallüsinasyonlar dışında hallüsinasyonların varlığı halinde organik bir neden araştırılmalıdır.

2. Hipnagojik ve hipnapompik hallüsinasyonlar: Uykuya dalarken görülenler hipnagojik, uyanırken görülenler ise hipnapompik hallüsinasyonlar olarak adlandırılırlar. Ağır anksiyete bozukluklarında, histeride ve narkolepside de görülebilir.

3. Hallusinoz : Sensoryum açıkken kronik alkoliklerde görülen hallüsinasyonlardır. Klasik olarak hallüsinasyonlardan hastanın bu durumunun farkında olması ile ayırd edilir.

d. İllüzyon : Gerçek dış uyaranların yanlış algılanmasıdır. Organik ruhsal bozukluklarda, histeride ve yoğun anksiyete durumlarında görülebilir.

V. Bellek : Yaşantıların, deneyimlerin, öğrenilenlerin zihinde saklanması, gerektiğinde anımsanması ve geçmişle bağlantı kurulabilmesidir. Belleğin üç ayrı işlevinden söz edilebilir;

a. Kayıt Belleği (Tanıma ve tespit) : Algılama sonucu kazanılan bilgilerin tutulması (fixatin) ve yeni algıların eski bellek izleri ile ile birleştirilerek tanınmasıdır (recognition) . Dikkat, yönelim, algılama, ile de yakın ilişkilidir. Hastaya birbiri ile ilişkisiz üç kelime söylenir ve bunu tekrarlaması istenir. Kayıt belleği yönelimin bozulduğu durumlar ve çok ağır amneziler dışında genellikle bozulmaz.

b. Saklama : Kayıt edilen bilgi ve anıların bellekte korunarak depolanması işlemidir. Belleğin saklanmasındaki bozukluk bir anlamda kısa süreli belleğin uzun süreli belleğe dönüşmesinde bir bozukluk olduğunu gösterir. Kısa süreli belleğin uzun süreli belleğe nasıl dönüştüğü aydınlatılamamıştır.

Ancak belleğin depolanmasında hücre içi RNA’nın rolü olduğu gösterilmiştir. Wernicke-Korsakof sendromu ve Alzheimer tipi demans belleğin saklanmasındaki bozukluğa tipik örneklerdir.

c. Anımsama (Recall) : Bellekte saklanmış olan bilgilerin , anıların istemli olarak yeniden anımsanabilmesidir. Görüldüğü gibi bellek düzeneği henüz tam anlaşılamamış beynin tüm yapılarını ilgilendiren karmaşık bir işlevdir. Klinik uygulamada bellek;

1. Duyusal ve anlık bellek (sensoriyel ve immediate memory)

2. Yakın geçmiş belleği (recent memory)

3. Uzak geçmiş belleği (remote memory) olarak değerlendirilmektedir.

Duyusal ve anlık bellek : Hastaya üç ayrı kelime söylenir ve bunu tekrarlaması istenir.

Yakın geçmiş belleği : Bu üç kelimeyi 5 dk. sonra tekrarlaması istenir. Ayrıca son günlerdeki yaşantıları da sorularak yakın geçmiş belleği değerlendirilir.

Uzak geçmiş belleği : Hastanın aylar, yıllar önce öğrendiği bilgileri, anıları anlatması istenir. Yaş günü, evlenme tarihi, ilkokul anıları sorulur. Bu bilgilerin bir yakını tarafından doğrulanması gerekir, ya da herkes tarafından bilinen eski tarihi olaylar hakkında sorular sorulur. ( Ribbot Kanunu: Yeni öğrenilenler en önce, eski öğrenilenler en sonra unutulur.)

Ruhsal muayenede bellek bozuklukları bellekte artma, azalma ve bozulma olarak değerlendirilir.

Bellekte artma (hipermnezi) : Kayıt ve anımsama işleminin aşırı olması halidir. Manik nöbet, suda boğulma ve hipnoz sırasında hipermnezi görülür.

Bellekte azalma (hipomnezi) : Eski bilgi ve yaşantıların anımsanmasında kısmen ya da tamamen yetersizlik olması halidir. Normal yaşlılık ve organik ruhsal bozuklukta (özellikle demans) bellekte azalma görülür. Amneziler; retrograd, anterograd, total ve laküner olmak üzere dörde ayrılır.

Bellekte Bozulma (paramnezi) : Hatalı anımsamadır.

Deja Vu : Önceden görülmemiş olan nesne ve olayların görülmüş gibi anımsanmasıdır

Jamais Vu: Önceden yaşanmış deneyimlerin ya da görülmüş nesnelerin, yaşanmamış ve görülmemiş gibi anımsanmasıdır.

Konfobulasyon : Çeşitli nedenlerle oluşmuş bellek boşluklarının gerçek dışı imgeler ve öykülerle doldurulması ve bunun hasta tarafından gerçekmiş gibi anımsanmasıdır.

VI. EMOSYON :

Psişik, somatik ve davranışsal komponentlerle birlikte karmaşık bir hissetme durumu heyecanlardır.

a. DUYGULANIM (AFFEKTİVİTE) : Düşünceye bağlı, subjektif ve anında yaşanan emosyonlar ve bunların dışa vuran görüntüsüdür. Kişinin duygulanımı yüz ifadesi, bakışları, mimik ve jestleri, psikomotor aktivitesi ile değerlendirilir.

b. MİZAÇ (DUYGUDURUM, MOOD) : Sürekli nitelik kazanmış, subjektif olarak yaşanan ve hasta tarafından ifade edilen emosyonlardır. Pratikte tüm emosyonel durumlara aynı anlamlı olarak duygudurum ya da duygulanım terimleri değişken olarak kullanılmaktadır.

1. Duygulanımda Azalma

Anhedoni : duygu noksanlığı, zevk alamama hali. (ör: depresyon, şizofreni, sınır kişilik bozukluğu).

Künt Duygulanım (Blunted affect) : Duyguların dışa vurulmasında önemli derecede azalma hali (şizofreni).

Düz Duygulanım (flat Affect) : Duyguların ifade edilişine ait bir belirtinin hiç olmaması ya da çok az olması (şizofreni).

İlgisizlik (indiferans) : Duygulanımda ilgisizlik, lakaydi halidir (şizofreni).

Güzel Aldırmazlık (La belle İndiferans) : Hastanın mevcut durumuna uymayacak derecede ilgisiz oluşunu ifade eder. Tipik olarak histerik tip konversiyon bozukluğunda görülür.

Apati (Donukluk) : Duygulanımda düşünce ve davranışla birlikte ileri derecede bir yavaşlama ve donukluk halidir. (Zeka gerilikleri, kronik dezorganize şizofreni).

2. Duygulanımda Artma:

Emosyonların neşe ya da elem yönünde yoğunlaşmasını ifade eder.

Neşe yönünde artma:

Öfori (patolojik neşe) : Gerçeğe uygun olmayacak derecede neşe, zevk alma, memnuniyet halidir. (Mani, psikostimülan kullanımı, frontal lob sendromu, demans, hipomani vb.) Patolojik neşe’nin artmış haline derecesine göre elasyon, ekzaltasyon, ektazi adı da verilir.

Elam yönünde artma:

Depresyon : elem, keder, üzüntü gibi duyguların artmış hali.

3. Duygulanımda Bozulma

Anksiyete (Kaygı, sıkıntı, bunaltı) : Kötü bir şeyler olacakmış gibi, kişiye hoşnutsuzluk veren korkuya benzer bir duygulanım durumudur. Hafif tedirginlik ve gerginlik duygusundan, panik derecesine varan değişik yoğunlukta olabilir. Anksiyete gerçek bir psişik ya da fizik tehlike karşısında ortaya çıkabildiği gibi , görülür bir neden olmadan da ortaya çıkabilir (free floatin anxiety). Anksiyete, nörotik bozuklukların hemen hemen temel bir semptomu olduğu gibi, kişilik bozukluklarında ve psikotik hastalıklarda değişik dönemlerde değişik yoğunlukta görülebilir.

Panik : Fiziksel belirtilerin egemen olduğu, ani, yoğun anksiyete ataklarıdır. Panik bozukluğu ayrı bir hastalık olup, bunun dışında feokromasitoma, hipertiroidi, amfetamin intoksikasyonu, alkol ve sedatif ilaçların yoksunluk durumları, paranoid tip psikozlar, şizofreninin başlangıç dönemleri, fobik bozukluk ve egodistonik homoseksüalitede görülür.

Agresyon : Öfke, kızgınlık, düşmanlık gibi duygu ve düşüncelerin ifade edilişidir.

Ajitasyon : Aşırı motor huzursuzlula birlikte olan anksiyete halidir.

Ambivalans: Bir obje ya da duruma karşı iki zıt duygunun aynı anda birarada bulunmasıdır. ( şizofreni, depresyon, hafif derecelerde obsessif kompulsif bozuklukta)

Uygunsuz Duygulanım : Bireyin düşünce ve durumuna uygun olmayan duygulanım halidir.( şizofreni).

Labil Duygulanım : Emosyonel tonusta dış uyaranlara bağlı olmaksızın hızlı değişmeler olmasıdır.

DÜŞÜNCE

Bir uyaran sonucu zihinde sembollerin ortaya çıkışıdır. Normal düşüncenin ortak özellikleri:

a. Gerçeğe uygun olması, b. Bir amaca yönelik olması c. Birbiri ile bağlantılı ve düzenli bir akış göstermesidir. Düşünce çağrışım ve içerik olmak üzere iki başlık altında incelenir, hastanın sözel anlatımı ile anlaşılabilir.

A. Düşünce Akışı, Hız ve Ritmi (Çağrışım; Assosiyasyon) : Sözcük ve kavramların birbiri ardısıra oluşmasıdır. Çağrışım bozukluklarını artma, azalma ve bozulma olarak sınıflandırmaktayız.

a. artma

Düşünce Uçuşması (flight of ideas) : Düşüncelerin çok hızlı bir şekilde birbiri ardısıra gelmesidir. (mani).

Logore : Tutarlı ancak çok hızlı konuşma. (mani).

b. azalma

Blokaj: Çağrışımların tıkanması, kesilmesidir. (şizofreni, depresyon).

Mutizm : Hiç konuşmama hali. (şizofreni, ve psikotik depresyon).

c. bozulma

Neolojizm : Yeni kelime ve kavramlar uydurma (şizofreni).

Kelime Salatası : Kelimelerin karmakarışık sıralanıp söylenmesi

Klang Çağrışım : Anlamsız da olsa kelimelerin kafiyelerine göre sıralanmasıdır.

Teğet Konuşma (Tanjantiyalite) : Çağrışımların ana konuya yöneltilememesi ve sonuca varamama ile belirli konuşma.

Ayrıntıcılık (Sikumstansiyalite) : Ana konu konuşulurken araya sık sık ilgisiz başka konular sokularak sonuca güçlükle varılabilen konuşma.

Enkoherans : Birbiri ile ilgisiz kelime ve kavramların ardarda gelmesi ve sonuca varamaması şeklinde görülen anlamsız konuşmadır.

Kondensasyon: Değişik kavramların mantıksal bir neden olmadan tek bir kavram haline getirilmesidir.

B. Düşünce İçeriği Bozuklukları

a. azalma

Düşünce Fakirliği : Düşünce içeriğinin kıt, az olması anlamına gelir. Zeka gerilikleri, bunama ve kronik dezorganize şizofreni).

b. artma

Aşırı derecede zihni işgal eden düşünce ve fantezilerdir.

c. bozulma

Sanrı (Hezeyan, Delir, Delüzyon) : Bireyin zeka düzeyi ve kültürü ile bağdaşmayan, delillerle kanıtlanmasına karşın değiştirilemeyen, gerçeğin yerini almış yanlış düşünce ve inanışlardır.

Sanrıların sistemli, sistemsiz ya da bizar bizar olmayan sanrılar olup olmadığı ve mizaçla uyumlu olup olmadığı incelenmelidir. Delüzyonel bozuklukta bizar olmayan, şizofrenide bizar sanrılar sık görülür.

Sanrılar temalarına çeşitli isimler alırlar:

Megalomanik Sanrı: Büyüklük sanrısıdır, kişi kendisini çok güçlü, kuvvetli, zengin olarak düşünmektedir. Peygamberlik, mehdilik iddiasında bulunabilir. En sık manik atak sırasında görülür.

Perseküsyon Sanrısı: Başkalarında zarar ya da kötülük görme sanrısıdır.

Somatik Sanrı : Bedenle ilgili sanrılardır.

Nihilistik Sanrı : Ruhsal ve bedensel yok olma sanrısıdır, iç organlarının çürüdüğü, eridiği vb. düşünceler vardır.

Referans Sanrılar (Alınma) : Olayların, bireylerin kendisine yönelik olduğu şeklinde gerçek dışı alınma ve yanlış yorumlardır. Hafif derecede olursa depresyonda olduğu gibi, referans düşünce adı verilir ( herkes benim kötü bir insan olduğumu düşünüyor gibi). ağır derecede olursa sanrı niteliği kazanır, (örneğin şizofrenide; hakkımda konuşuyorlar, radyo ve TV’de bana laf atıyorlar gibi..)

Erotomanik Sanrı : Cinsel konularla ilgili sanrılardır. Herkes kendisine cinsel sözler söylüyor, bütün kadınlar kendisine aşık, tanınmış devlet adamları ya da artistler kendisine aşık gibi.

Etkileme Sanrısı : Olağanüstü güçlerle başkalarını etkilediğine inanma. Örneğin düşünce ile başkalarının davranışlarını yönlendirme gibi.

Etkilenme Sanrısı : Başkaları tarafından olağandışı yollarla düşünce ve davranışlarına etki edilmesi, yönlendirilmesidir. Örneğin radyo yayınları ile davranışlarının yönlendirildiğine inanma gibi.

Düşünce sokulması : Kafasına düşünceler sokuyorlar, düşüncelerini başkalarının kafasına aktarıyorlar şeklindeki sanrılardır.

Düşünce Okunması : Başkalarının düşüncelerini ya da kendisinin başkalarının düşüncelerini okuduğu şeklindeki sanrılardır.

Düşünce Yayılması (Broadcasting) : Beyninin bir radyo, TV vericisi gibi yayın yaptığına inanması.

Küçüklük Sanrısı (Mikromani) : Birey kendini ileri derecede küçük, değersiz, bir işe yaramaz, tedavi edilmeğe değmez olarak düşünmektedir.

Paranoid Sanrılar: Delüzyonel bozuklukta görülen sistemli sanrılar paranoid sanrılar adı altında toplanabilir. Ender görülen bozukluklardır. Başlıcaları;

Keşif Sanrısı : Hasta gerçekliği kanıtlanmamış bir durumu keşfetmiş ya da bir icat yaptığına inanmaktadır. Örnek; yakıtsız işleyen bir makine icat etmek gibi.

Hak Arama Sanrısı: Gerçek olmadığı halde hastanın haksızlığa uğradığını düşünerek sürekli hak arama davaları açmakla uğraşması.

Kıskançlık Sanrısı : Hastanın patolojik olarak kıskaçlık düşünceleri içinde bulunmasıdır. Tüm zamanını aldatıldığına ilişkin deliller bulma ile geçirebilir.

Erotomani : Herkesin ya da tanınmış kişilerin kendisine aşık olduğuna inanmasıdır.

Obsesyon : İstem dışı, kişiyi rahatsız eden , kişiye yabancı düşüncelerdir. Temasına göre sınıflandırılabilir.

a. Kuşku Obsesyonlar (bir eylemi yapıp yapmadığı konusunda kuşkularının olması, örneğin kapıyı kilitledim mi kilitlemedim mi)

b. Metafizik Obsesyonlar (metafizik, din vb. konularla istem dışı aşırı uğraşı).

c. Sayma obsesyonu; değişik nesne ve durumları istem dışı sayma.

d. Tezat Obsesyonu ; Bulunduğu ortama, kültürüne, inanışlarına uymayan düşüncelerdir.

e. Temizlik Obsesyonu

Fobi : Belli bir durum ya da obje karşısında ortaya çıkan, gerçekçi olmayan, kalıcı, ısrarlı korku halidir, birlikte sıklıkla korkulan objeden kaçınma davranışı vardır.

a. Nesne Fobileri; böcek, köpek, yılan vb.

b. Durum Fobileri: kapalı yer, açık alan, asansör, yükseklik, karanlık, sosyal fobi vb..

c. İşlev Fobileri : İdrar Kaçırma, terleme vb..

Klasik kitaplarda çok sayıda fobi adı sıralanmaktadır.

PSİKOMOTOR DAVRANIŞ (CONATION)

Kişinin motor aktivitesi ile kendini gösteren dışa vuran psişik durumudur. Davranış psişik yönü ile birlikte motor hareketler, dürtüler, motivasyon, istekler, sözel ve sözel olmayan iletişimi kapsar. Davranış bozukluklarını artma, azalma ve bozulma adı altında incelemekteyiz.

Davranışta Artma:

Psikomotor Ajitasyon : Genellikle bir amaca yönelik olmayan ve psişik bir gerginliğe yanıt olarak ortaya çıkmış aşırı aktivite halidir.

Hiperkinezi (Hiperaktivite) : Huzursuz, agressif ve yıkıcı aktiviteyi ifade eder. Manide görülür.

Mutizm : Organik bir patoloji olmadığı halde hiç konuşmama halidir, genellikle hipoaktivite ile birliktedir.

Ekolali : Karşısındakinin konuşmalarını anlamsız olarak tekrar etme. (Şizofreni)

Ekopraksi : Bir başkasının hareketlerini amaçsız olarak taklit etme. (Şizofreni, bunama).

Verbigerasyon (Streotipik Konuşma) : Anlamsız söz ve deyimlerin sürekli tekrarı.

Stereotipik Davranış : Anlamsız beden hareketlerinin sürekli tekrarı.

Manyerizm : İstem dışı stereotipik hareketlerdir. Yüz buruşturmasına benzer bir şekilde genellikle yanak, dudak, ve alt çenenin anlamsız tekrarlayan hareketlerdir. Manyerizme genellikle verbigerasyon da eşlik eder.

Negativizm : Verilen emirlere, harekete geçirme çabalarına karşı hareketsizlikle direnç göstermedir. (şizofreni, zeka gerilikleri). Simulatif olarak ta amaca yönelik (ikincil kazanç vb.) negativizm görülebilir.

Katatoni : Bireyin belli bir pozisyonda uzun bir süre kıpırdamadan kalmasıdır. Çeşitli komponentleri vardır; Katatonik Postür, Katatonik Rijidite, Katatonik Eksitasyon, Negativizm, Katapleksi.

Balmumu Belirtisi (Fleksibilitas Serea) : Hastanın bedeninin bir parçasını ( özellikle kol ve bacakların) başkası tarafından verilen pozisyonda uzun süre kıpırdamadan tutmasıdır.

Katapleksi : Geçici, genel kas tonusu kaybıdır. (Narkolepsi).

Otomatik Boyun Eğme (Command Automatism) : Bireyin kendisine söylenenleri otomatik bir şekilde yerine getirmesidir (şizofreni, hipnoz).

Kompülsyon : Yineleyici ve denetlenemeyen impulslar sonucu oluşan hareketlerdir. Obsessif Kompulsif Bozuklukta obsesyonla birlikte görülür. Burada yapılan eylem bireyin isteklerine ve standartlarına terstir. Ancak kendisini bu eylemi yapmaktan alıkoyamaz, engellendiğinde ise aşırı anksiyete gelişir. Konularına göre özgül kompülsyonlar için aşağıdaki terimler kullanılmaktadır.

Dipsomani : Kompulsif alkol içme.

Kleptomani : Çalma, hırsızlık kompülsyonu.

Nimfomani : Kadınlarda aşırı ve kompülsif koitus.

Satiriazis : Erkeklerde aşırı ve kompülsif koitus.

Trikotilomani : Saç çekme, yolma kompülsyonu.

Tik : İstem dışı spazmodik motor hareketlerdir.

Uyurgezerlik (Somnambolizm) : Uykuda görülen motor hareketlerdir. Genellikle uykuda gezme şeklinde

görülür.

ZEKA

Kısaca öğrenebilme, eski öğrenilenlerle bağlantı kurma ve bunları sorun çözme ve çevreye uyum amacıyla kullanabilme yeteneğidir.

Bireyin zeka düzeyinin ölçülmesinde bir standart oluşturulabilmesi için zeka testleri geliştirilmiştir.

Zeka düzeyi “IQ” ile ifade edilir.

IQ = Zeka Yaşı / Takvim Yaşı * 100

Zeka düzeyine göre şu şekilde sınıflandırılmaktadır (DSM-IV)*

IQ

ZEKA DÜZEYİ

20-25’in altında

Çok Ağır Zeka Geriliği

20/25- 35/40

Ağır Zeka Geriliği

35/40 - 50/55

Orta Derecede Zeka Geriliği

50/55 - 70

Hafif Derecede Zeka Geriliği

70 - 80

Sınır Zeka

80 - 90

Donuk Normal Zeka

90 - 110

Normal

110 - 120

Yüksek Normal

120 - 130

Üstün Zeka

130 ve üstü

Çok Üstün Zeka

UYKU

Uyku Bozuklukları

1. İnsomnia : Uykuya dalma ve uykuyu sürdürmede bozukluk ya da erken uyanma. ( Çeşitli fiziksel ya da ruhsal hastalıkla birlikte ikincil olarak ya da birincil olarak insomnia görülür).

2. Hipersomnia : Aşırı uyku hali ya da anormal gündüz uykularıdır. (ör: Klein-Levin Sendromu, Ensefalit, narkolepsi, uyku apnesi).

3. Parasomnia : Uyurgezerlik, uykuda konuşma, pavor nokturnus, uykuda terör bozukluğu*, karabasan, uykuda bruksizm, uyku myoklonus sendromu ( nokturnal myoklonus), uyku paralizisi.

YEME BOZUKLUKLARI

Pekçok psikiyatrik bozuklukla birlikte yeme bozuklukları da görülür. Anksiyete ve depresyonda aşırı yeme, ya da iştah azalması olabilir. Dezorganize tip Şizofrenide dışkı, çöp, çivi vb. maddelerin yenilmesi görülebilir. Katatonik tip şizofreni ve ağır depresyonda yaşamı tehdit edecek derecede şiddetli gıda reddi olabilir.

Özgül yeme bozuklukları ise: Anoreksiya nervoza (ileri derecede gıda reddi), ve bulimia nervoza ( aşırı yemek yeme), ruminasyon (geviş getirir tarzda yemek yeme*) , ve Pika’dır (toprak, kum vb. gıda maddesi olmayan nesnelerin yenmesi).

CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI

Üç gruba ayrılarak incelenir;

1. Parafililer

Pedofili : Çocuklarla cinsel ilişki tutkusu.

Ekshibisyonizm : Uygun olmayan durumlarda cinsel organlarını başkalarına gösterme tutkusu.

Cinsel Sadizm : Cinsellikle birlikte başkalarına acı çektirme, eziyet etme eğilimi.

Cinsel Mazoizm : Cinsellikle birlikte kendisine acı çektirme, eziyet ettirme eğilimi.

Gerontofili : Yaşlı kişilerle cinsel ilişki tutkusu.

Nekrofili : Cesetlerle cinsel ilişki tutkusu.

Transvestizm : Karşı cins gibi giyinme ve bundan hoşlanma tutkusu.

Fetişizm : Gerçekte cinsellikle ilişkili olmayan, karşı cinsin giysi ve eşyaları ile cinsel doyum tutkusu.

Gözetleyicilik (Voyerizm) : Başkalarının cinsel organlarını ya da cinsel davranışlarını gözetleme tutkusu.

Zoofili : Hayvanlarla cinsel ilişki tutkusu.

2. Cinsel Kimlik Bozuklukları :

Homoseksüalite (Eşcinsellik) : Kendi cinsinden kişilerle cinsel ilişki kurma eğilimi ve eylemidir.

Transseksüalite (Karşıt Cinsellik) : Bireyin kendini karşı cins gibi algılaması ve kabul etmesidir.

Transvestizm : Karşı cins gibi giyinme.

3. Cinsel İşlev Bozuklukları:

Cinsel istek azlığı ya da kaybı, Orgazm bozukluğu (anorgazmi), erken boşalma (ejakülasyo prekoks), vajinismus, ve ağrılı birleşme (dyspareunia).

Bu sayfayı paylaşın